Ölü holigan

Rus kadının tiz ve bir o kadar da duygusuz sesiyle uyandı delik deşik uykusundan. Çıkmadı yataktan bir süre, bu yataktan bir sefer kalktığı anda bir daha yatamayacağını biliyordu. Kadın Sibirya’da işlenen bir cinayeti anlatıyor, detayları da aynı durgun ses tonuyla aktarmaya devam ediyordu.  Kadını yaratmaya çalıştı zihninde. Hem kadın hem de zihninde insan canlandırma oyunu Tatiana’dan hatıra kalan bir anıydı aslında.

Rusya’da üniversiteyi kazandıktan sonra bu ülkeye gelmiş ve hep imrendiği tarihi eserlerle Rus edebiyatının en önemli yapıtlarını Rusça okumayı başarmıştı. Bu soğuk ülkede sürekli kalmak üniversitedeki ilk yıllarında aklında yoktu. Bir an önce gerekli eğitimi alıp İstanbul özlemini dindirmeyi düşünmüş ancak Tatiana hayatına girince dünyası değişmişti. 



Bu soğuk şehri onunla keşfettiği günleri hatırladı. Dünyada Ruslar kadar çatlak bir millet var mı diye merak ediyordu. Sarhoşların ve yazarların şehri Moskova’da gece kulüplerinden kütüphanelere kadar neredeyse her yerde sevişmişlerdi. Tatiana hayatı olmuştu. Okul bitince İstanbul merkezli bir ajansın Moskova muhabiri olmuş ve Tatiana ile dört yıl aynı evde yaşamıştı. Her zaman dar yerlerden nefret etmesine rağmen o kızla yatak odası da içinde olmak üzere bir odayı paylaşmış, hayatının en mutlu günlerini geçirmişti. Ama korkunç gerçek tam karşısındaydı artık. O gideli bugün tam bir sene olmuştu. O yanında yoktu ama onu zihninin içinde ve odada yaşatmaya çalışıyordu. Bu berbat sesli kadının okuduğu haberleri dinlemekten bu kız ne zevk alıyordu bilmiyordu ama yine de aynı adeti devam ettirmeyi sürdürüyordu.

Karnının acıktığını fark etti. Birkaç lokma bir şey yemek istedi ama bu fazlasıyla anlamsız geldi. Birkaç saat sonra öldürüleceğini biliyordu. Bu ölümün bir intihar mı yoksa bir cinayet mi olduğunu düşünmüş ve intihar olduğuna karar vermişti. Yüzünü bir gülümseme aldı. Sebepsiz kahkahalardan birini daha attı. Ekmeğin üzerine biraz reçel iyi giderdi, tıpkı onun sevdiği gibi.

Artık zaman gelmişti. Çocukluğundan beri futbola çok düşkündü. Bu hastalığına Rusya’da da devam etti. Spartak Moskova’nın maçlarını kaçırmıyor bazen fırsat bulursa deplasmanlara da gidiyordu. Bugün ölmek için en iyi gündü. Hem onun gidişinin birinci yılıydı hem de Spartak ezeli rakibi CSKA ile karşılaşıyordu.

Bir savaşa giden asker gibi yüzünün her yerini takımının renkleriyle boyadı. Formasını giydi ve cepliğine doldurduğu votkasını alıp dışarı çıktı. Kapıyı kapatmadan önce son bir kez odaya baktı. Bu duvarlar onların kahkahalarına, üzüntülerine ve aşklarına şahit olmuştu. Ancak şimdi bu duvarlar onu sonsuzluğa uğurluyordu.

İlk olarak arkadaşlarıyla buluştu. Maçtan önce Rus polisi Moskova sokaklarını didik didik aradığı için rakipleriyle izbe bir yerde kozlarını paylaşacaklardı. Biraz alkol ve uyuşturucu iyi giderdi. Rusya’da her ikisi de fazlasıyla vardı.

Maça saatler kala şehrin dışında iki takım taraftarları kozlarını paylaşmaya hazırlanıyorlardı. CSKA tarafında Vasili adında iki metre boyunda bir holiganın olduğunu biliyordu. Bir gece kulübünde Vasili Tatiana'ya sarkınca önce onu uyarmış ancak Rus inadından vazgeçmeyince ağzının payını vermişti. Vasili’nin intikam almak istediğini biliyordu. Katilini görmesi pek zor olmadı. Vasili’nin de kendisini görmesini sağladı. Bu yaratığı ne kadar çok kızdırırsa ölümünün o kadar kolay olacağını biliyordu.

İki takım taraftarları şövalyelerden oluşmuş iki ordu gibi zafer naralarıyla birbirlerine girdiler. İlk etapta tam bir karmaşa hakimdi. Küfürler inlemelere karışıyor etrafta kan gövdeyi götürüyordu. Neredeyse o hariç herkesin üzerinde bir bıçak vardı. Ortalık birkaç dakika içerisinde mezbahaya dönmüştü. Şans eseri en ufak bir yara almadan Vasili’ye ulaşıp Rusça annesine okkalı bir küfür etti. 

Zaten eskiden yediği dayağın rövanşını almak isteyen Rus bu küfrün ardından büsbütün çıldırdı. Delicesine yumruklar atıyor ancak karşılık alamamak onu daha da tahrik ediyordu.

Başının döndüğünü hissetti. Artık yumruk atanın Vasili mi yoksa başkaları mı olduğunu ayırt edemiyordu. Gülümseyebildiği kadar gülümsedi. Sert bir şekilde karlara düştüğünde Tatiana’yı düşünmeye çalıştı. Tekmeler girmişti artık işin içine. Ağzından kan boşalırken annesinin çocukken söylediği sözü hatırladı. O melek gibi sesiyle annesi “top yüzünden bir gün sana bir şey olacak” der dururdu eve bacakları yara bere içinde geldiğinde. Olmuştu işte. Annesinin korktuğu gibi.

Karın soğukluğu ile kanının sıcaklığı yatak olmuştu bedenine. Gözlerini kapattı. Akşam haberlerini  okuyacak olan Rus kadın onun için sadece ölü bir holigan diyecekti. O artık ölü ve âşık bir holigandı.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DMT ve Işık Getiren

Şeytanın Notaları

Tembel hayaller