Benim güzel bilinçaltım
Önce gaza bastım, ardı ardına
geçtim arabaları... Motorun sesini duyarken kahkaha atıyordum. Hatırlıyorum...
Sonra koştum, beyaz bir şort ve
siyah bir tişört vardı üzerimde. Hızlandıkça hızlandım, eski benmişim gibi.
Koştum koştum. Hatırlıyorum.
Ardından bıraktım kendimi havaya.
Yer çekiminden kurtuldum. Nasıl olsa eskisinden daha hafiftim. Havada 360
derece döndüm. Sonra yavaşça kondum yere. Muytluydum. Hatırlıyorum.
Benim güzel bilinçaltım. Ne zaman
bunalsam imdadıma yetişir.
Bir tür savunma mekanizması
sanırım. İç sıkıntısı, çözümsüzlük ve hayal kırıklığının ardından yorgun bir
beden ve zihinle başımı yastığa koyduğumda, yatağın altında bekleyen hınzır,
sevimli bir canavar düşlerimde sahneye çıkıyor.
Öyle şeyler gösteriyor ki aslında
sembollerle fısıldıyor bana.
"Hey tamam, üzülme artık. Bak
yağmur yağacak yakında, ileride her şey güzel olmasa da en azından bundan iyi
olabilir. Şimdi lütfen sana gösterdiklerimin tadını çıkar."
Geçici bile olsa bu yok olma ve
mutlu edilme halini seviyorum. Ancak uyandıktan sonra gördüğüm gerçek rüyamdaki
boyutsuzluktan çok daha acımasız.
Nedense kendimi bir şaman gibi
hissediyorum uyandıktan sonra o boyutsuzluğu düşününce.
Bir yılanı öpebilir misin? Onun
soğuk yapısına dokunabilir misin?
Ben yaparım. Eski zamanlardan
kalma bir şaman gibiyim. Tıpkı Jim Morrison gibi.
Ne anlatıyordu şiirinde;
"bizi parçalanmış bahçeye
almak için
orada bekliyorlar.
korkunç, heyecanlı ve solgun
yüzlü ölümün garip bir anda
nasıl geldiğini biliyor musun?
habersizce, plansız bir kabus gibi
seni yatağında rahatsız eden.
ölüm hepimizi meleğe dönüştürür
ve bize meleklerin kanatlarını
verir.
bizim omuzlarımız
kuzgunların pençeleri gibi
olur."
Bir beden ve ruh görüyorum. Bu kez
ne kendi bedenimde ne de kendi ruhumdayım. Sadece bir gözlemciyim. Onun gençlik
halini hatırlıyorum. Tam bir savaşçı kadındı. Teslim olmuyor ve savaşıyordu,
yaşanan her şeye rağmen...
Şimdi yaşlanıyor, gözlerimin
önünde. Doğduğunda herkes eminim ki mutluydu. Ama o mutlu bir hayat geçirmedi.
Sadece savaştı. İnandıkları için. Eğer benden önce gidersen, sor Tanrıya...
"Bunca savaş ne içindi ve değer miydi?"
Eminim ölürken, hatırladığı her
şey kendisi ve kendisinden gelenler için verdiği mücadele olacak. Seni çok daha
mutlu görmek isterdim savaşçı kadın. Ancak elimden gelemeyen şeyler var.
Yaşlanmanı durdurmak isterdim. Daha mutlu bir hayat yaşadığını görmek.
Biliyorum kızgın değilsin bana,
hatta sana göre hiç kabahatim yok olanlarda. Sadece daha iyi olmanı isterdim.
Bunu sağlayamadığım için üzgünüm.
Bilinçaltım, savaşçı kadın ve Jim
Morrison var düşüncelerimde.
Onunla bitsin bu yazı, lakin daha
fazla yazamayacağım.
" bir mütecaviz içeriye
dalıyor kapıyı kırıp.
ne acı, ne de ölüm.
biziz sadece, tekrar tekrar.
içeri geliyoruz..
tamam ,arayın bakalım etrafı
hiç bir şey bulamayacaksınız...
tüm perspektifleri bir anda
görmek.
her şey donduğunda
ve sanki kendine doğru."
Yorumlar
Yorum Gönder